KAŞ YAĞMAYA AĞLIYOR!
Kaş, kaçak yapılaşma ve kontrolsüz betonlaşma nedeniyle doğal ve kültürel mirasını kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya. İlçedeki kaçak yapı sayısının 20 bini aşması, denetim ve yaptırım mekanizmalarının yetersizliğini görünür hale getiriyor. Haber, Toroslar'dan kıyılara uzanan bu yağmanın yalnızca yerel bir imar sorunu değil, doğayı ve ortak geleceği tehdit eden büyük bir kriz olduğunu vurguluyor.

Haberi Paylaş
Medeniyetlerin bin yıllık izlerini taşıyan Kaş, bugün betonun, rantın ve gözü dönmüş açgözlülüğün elinde can çekişiyor. Kaş Belediyesi'nin önü kesik, yasalar kör, kurumlar sağır… Kaçak yapılar yalnız dağları değil, bir kültürün ruhunu da parçalıyor.
Bir uygarlığın eşiğine kurulan beton mezarlığı
Kaş…
Torosların hırçın yeşilini Akdeniz'in mavi öpücüğüyle buluşturan o kutsal topraklar…
Likya'nın ayak izlerini saklayan, her taşı ayrı bir tarih kokan o masal coğrafyası…
Bugün o masal kabusa dönmüş durumda.
Dağları, vadileri, kıyıları… Hepsinin üzerine aynı karanlık gölge düşüyor:
Kaçak yapılar. Kaçak villalar. Kaçak siteler.
Torosların "dokunma bana" diyen taşlarına delikler açılıyor;
dağların etine beton bıçak gibi saplanıyor.
Bir zamanlar kartalların uçtuğu yamaçlar, şimdi kepçe dişlerinin altında can veriyor.
20 bin kaçak yapı: Bir kentin kaderine vurulan kara mühür
Kaş Belediye Başkanı'nın şu sözleri, yaşanan felaketin resmidir:
"Kaş genelinde 20 binin üzerinde kaçak yapı var. Yıktığımız yapı bir hafta sonra yeniden yapılıyor."
Bu cümle, sadece bir itiraf değil, aynı zamanda devletin en altından en üstüne kadar yürütülen büyük bir ihmal zincirinin özetidir.
Çünkü bir ilçede 20 bin kaçak yapı varsa:
O ilçede hukuk yoktur.
O ilçede ceza yoktur.
O ilçede denetim yoktur.
O ilçede doğayı koruyacak tek bir mekanizma bile işlemiyor demektir.
Kaş'ın dağlarında yükselen her kaçak villa,
bir ağacın çığlığıdır,
bir zeytinliğin mezar taşıdır,
bir su kaynağının son nefesidir.
"Yıkıyoruz ama yeniden yapılıyor" - Bu nasıl düzen?
Kaş'ta bugün yaşanan şey basit bir kaçak inşaat sorunu değil;
sistemleşmiş bir yağma düzeni, başıboş bırakılmış bir rant çarkıdır.
Gündüz yıkım ekipleri çalışıyor…
Gece inşaat ustaları aynı noktada duvar örüyor.
Bu, devletin gözleri önünde oynanan bir tiyatrodur.
Ve bu tiyatroda doğa figüran değil, kurbandır.
Toroslar delik deşik: Koca bir orman sessizce öldürülüyor
Torosların eteklerinde açılan izinsiz yollar, beton dökülen kaçak temel kazıları,
ormanların sırtında büyük yarıklar gibi duruyor.
Bu yarıklar yalnız toprağa değil,
Kaş'ın geleceğine, çocukların nefesine,
bu ülkenin onuruna açılıyor.
Uzmanlar diyor ki:
Su kaynakları bitiyor.
Habitat çöküyor.
Sel, heyelan, çölleşme kapıda.
Ama kaçak villa sahipleri hâlâ havuz dolduruyor.
Yetkililer hâlâ masa başında harita inceliyor.
Bir millet ise seyrediyor.
Kaçak yapı sahiplerinin cezası, günlük kazançlarının altında
Bugün Kaş'ta durum öyle bir noktaya geldi ki:
Bir kaçak villanın bir günlük kira geliri,
devletin kestiği cezanın üstünde.
Cezayı ödeyip villayı kiralamaya devam etmek,
"yeni bir ceza gelene kadar daha çok kazanmak"
mantığıyla iç içe geçiyor.
Bu düzen doğayı değil,
rantı koruyor.
Kaş Belediyesi yalnız bırakıldı
Belediye Başkanı "Yetişemiyoruz" diyor.
Bu bir bahane değil; acı bir gerçektir.
Çünkü bu yağma:
Bir belediyenin yetkisini aşar,
Bir ilçenin insan gücünü aşar,
Bir yerel denetimin kapasitesini aşar.
Kaş tek başına savunma yapan bir kale gibi…
Ama kale surları artık yıkılıyor.
Düşman kapıda değil, çoktan içeri girmiş.
Kaş'ın feryadı göklere yükseliyor: "Beni kim kurtaracak?"
Bugün Kaş'ın sorusu nettir:
Kim kurtaracak beni?
- Ormanımı koruyamayan kurum mu?
- Kaçak yapılara göz yuman imar düzeni mi?
- Yıkıp yeniden yapılmasına seyirci kalan sistem mi?
- Yoksa günübirlik rantın esiri olmuş insan mı?
Belki de Kaş'ı kurtaracak tek şey,
bu ülkenin vicdanıdır.
Kuvvetli bir iradedir.
Gerçek bir devlet aklıdır.
Siyasetin kirli pazarlıklarından arınmış bir çevre bilincidir.
SON SÖZ
Kaş bugün bir alarm çanı değil,
bir cenaze çanı çalıyor.
Doğanın kalemi kırılıyor,
Torosların rengi soluyor,
Akdeniz'in mavisi bulanıyor.
Eğer şimdi durdurulmazsa,
bir gün Kaş'a baktığımızda tek göreceğimiz şey şudur:
Bir zamanlar burası cennetti.
İlginizi Çekebilir

ÜRETİM VE CAZİBE MERKEZİ KORKUTELİ OSB
Altyapı çalışmaları süren Korkuteli Organize Sanayi Bölgesi'nin tamamlandığında yaklaşık 4 bin kişiye istihdam sağlaması hedefleniyor. Bölgenin özellikle tarım sektörünün gelişmesine, ihracatın artmasına ve Antalya'nın üretim kapasitesine katkı sunması bekleniyor. Korkuteli OSB'ye Türkiye'nin farklı bölgelerinden ve KKTC'den talep geldiği belirtiliyor.

MERHABA BAHAR
ANSİAD'ın geleneksel Bahara Merhaba Buluşması, 19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı haftasında Casa Sur Antalya'da düzenlendi. Antalya Devlet Opera ve Balesi sanatçılarının sahne aldığı etkinlikte davetliler klasik müzik dinletileriyle buluştu. Program, Aspendos Ensemble performansı ve tarihi bahçede gerçekleşen kokteylle tamamlandı.






