İBRAHİM KAN: MATBAACILIK SEKTÖRÜ BİRLEŞEREK AYAKTA KALABİLİRİBRAHİM KAN: MATBAACILIK SEKTÖRÜ BİRLEŞEREK AYAKTA KALABİLİR

Haberi Paylaş
Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Meclis Üyesi ve Antalya Form Basım ve Tanıtım Hizmetleri sahibi İbrahim Kan, matbaacılık sektörünün dijitalleşme, artan maliyetler ve daralan pazar nedeniyle ciddi kan kaybettiğini söyledi. Sektörün geleceğinin ortak hareket etmekten geçtiğini belirten Kan, matbaaların kooperatifleşerek güçlü şirketler kurması ve dış pazarlara yönelmesi gerektiğini vurguladı.
Kan, yaklaşan ATSO seçimleri öncesinde oda yönetiminden beklentilerini, toplu iş yerleri projesini, seçim sistemine yönelik eleştirilerini ve ilk kez düzenlenen sektörel fuarı Akdeniz Ticaret Dergisi’ne anlattı.
“MATBAACILIK SEKTÖRÜ HER GEÇEN GÜN KAN KAYBEDİYOR”
İbrahim Bey, matbaacılık sektöründe deneyimli bir iş insanı olarak ATSO Meclisinde sektörünüzü temsil ediyorsunuz. Röportajımıza sektörünüzden başlayalım. Matbaacılık ne durumda?
Sektörümüzün sorunlarını ATSO Meclisinde sık sık gündeme getiriyorum. Ne yazık ki matbaacılık sektörü her geçen gün kan kaybetmeye devam ediyor.
Elektronik ortama geçilmesi, e-fatura ve e-irsaliye gibi yeni uygulamaların yaygınlaşmasının ardından, gelirinin önemli bölümünü resmî belge basımından sağlayan matbaaların birçoğu kapandı. Ayakta kalmaya çalışan işletmeler ise artan kira ve personel giderleri nedeniyle kapanma noktasına geldi.
Sektöre yeni bir gelir alanı oluşturulması gerekiyor. Bu nedenle Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonunun (TESK) yetkisinde bulunan basit usule tabi mükelleflerin belge basımı, matbaalara da açılmalıdır.
“BİREYSEL KAZANÇ DÖNEMİ BİTTİ”
Matbaacılık sektörünün içinde bulunduğu darboğazdan çıkması ve kan kaybının durdurulması mümkün mü? Sektörün geleceğine yönelik önerileriniz nelerdir?
Sektörümüzün kurtulabilmesi için değişen şartlara uygun yeni bir yol haritası belirlememiz gerekiyor. Matbaacılıkta bireysel kazanç dönemi sona erdi. Artık birleşerek ayakta kalabiliriz.
Matbaaların ortak hedefler doğrultusunda güçlerini birleştirmesi gerekiyor. Birleşebilirsek makine parkımızı modernleştirebilir, dijital teknolojinin gerekliliklerini yerine getirebilir ve güçlü matbaacılık şirketleri kurabiliriz. Teknolojik dönüşümü hiçbir matbaanın tek başına gerçekleştirmesi kolay değil.
Birleşik bir matbaacılık sektörü oluşturmalıyız. Yerinde oturarak müşteri bekleyenler değil; proje geliştiren, yenilikleri takip eden ve kendisini sürekli güncelleyen işletmeler ayakta kalabilecek. Doğru bir yapılanmayla Türkiye’yi Avrupa’nın önemli baskı üretim merkezlerinden biri hâline getirebiliriz.
“HERKES BİRLEŞMEYE OLUMLU BAKIYOR AMA ADIM ATMIYOR”
Sektörünüzün sorunlarını biliyor ve çözüm önerileri sunuyorsunuz. Sektörün diğer paydaşları bu önerilere olumlu yaklaşıyor mu? Birleşme gerçekleşebilir mi?
Birbirimizle konuştuğumuzda herkes birleşme fikrine olumlu yaklaşıyor. Ancak uygulamaya geçme zamanı geldiğinde çoğu kişi çekimser kalıyor. “Nasıl birleşeceğiz?” veya “Yönetimi kim üstlenecek?” gibi sorulara takılıyoruz.
Ben de öncelikle bir masa etrafında toplanarak bu konuları konuşmamız ve netleştirmemiz gerektiğini söylüyorum. Hepimiz aynı ekonomik tehlikeyle karşı karşıya olmamıza rağmen bir araya gelip ortak karar alamıyoruz.
Bunun nedenlerinden biri de bazı meslektaşlarımızın gerçek maliyet hesabı yapamaması. Birçok işletme, mevcut müşteri kitlesini kaybetmediği sürece sorun yaşamayacağını düşünüyor. Hizmet kalitesiyle rekabet edilmesi gerekirken fiyat üzerinden rekabet ediliyor. Fiyatları düşürerek daha fazla iş alıp daha çok kazanacağını düşünenler var. Oysa maliyetler her geçen gün artıyor, pazar ise giderek daralıyor.
Şirketler artık geçmişteki gibi binlerce katalog, broşür ve tanıtım materyali bastırmıyor. Sipariş verenler de 5 bin veya 10 bin adet yerine 50 ya da 100 adetlik baskıları tercih ediyor. Eskiden firmalar tanıtım ve promosyon ürünleri bastırmak için birbirleriyle yarışır, matbaalar da önemli gelir elde ederdi. Dijitalleşmeyle birlikte bu dönem sona erdi.
Bu nedenle kooperatifleşerek şirketleşmeli ve yalnızca yurt içi pazara bağlı kalmamalıyız. Avrupa’daki talebi inceleyerek üretim ve pazar stratejimizi buna göre geliştirmeliyiz.
2005’TEN BU YANA HİZMET VERİYOR
Şirketiniz sektörde kaç yıldır faaliyet gösteriyor ve hangi alanlarda baskı hizmeti veriyorsunuz?
Antalya Form Basım ve Tanıtım Hizmetleri adıyla 2005 yılından bu yana faaliyet gösteriyoruz. Ben mesleğe 1994 yılında uluslararası bir şirketin bölge yöneticisi olarak başladım. 2005 yılında ise kendi matbaamı kurdum.
Resmî ve özel otomasyon evraklarının yanı sıra kâğıda dayalı her türlü baskı hizmetini gerçekleştiriyoruz.
“ATSO’DA BAĞIMSIZ HAREKET EDECEĞİM”
Yaklaşan ATSO seçimlerinde komiteler, meclis üyeleri ve yeni yönetim belirlenecek. Sizin de bazı uygulamalara itirazlarınız ve “Bu oyunu hep birlikte bozalım” sloganıyla yürüttüğünüz bir kampanya var. Neyi değiştirmek istiyorsunuz? Yeni ATSO yönetiminden beklentileriniz nelerdir?
ATSO Meclis Üyeliğinden önce de Antalya Matbaa Sanayicileri Derneğinin yönetiminde yer alıyordum ve hâlen bu görevimi sürdürüyorum. Toplu iş yerleri konusunda matbaacılar ve endüstriyel reklamcılar olarak bir kooperatif de kurduk.
Sektörün içinde olduğum için sorunları doğrudan yaşayarak biliyorum. Bu sorunların çözüm merkezlerinden biri Antalya Ticaret ve Sanayi Odasıdır. Burada gündeme getirilen sektörel konular, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği aracılığıyla ilgili bakanlıklara ulaştırılabilir.
Matbaacıların sorunlarını ATSO’da dile getirmek ve sesimizin üst makamlara ulaşmasını sağlamak için çalışıyorum. Bu dönem ATSO seçimlerinin oldukça hareketli geçeceğini düşünüyorum. Seçim sürecinde herhangi bir gruba bağlı kalmak istemiyorum. Bütün adaylara eşit mesafede durarak geçmiş hizmetlerini değerlendirecek ve buna göre başkan adaylarından biriyle yol yürüyeceğiz.
Son dört yıllık meclis üyeliğim süresince sektörümün sorunlarını takip etme ve çözüm üretme konusunda kendimi kanıtladığımı düşünüyorum. Geçmişte sektörümüzü ATSO’da temsil eden bazı isimlerin önerge ve proje üretmediğini, sektörel sorunları yönetime yeterince aktaramadığını kayıtlardan görebiliyoruz.
“TOPLU İŞ YERLERİNİ HAYATA GEÇİRENE DESTEK VERİRİM”
ATSO başkan adaylarından beklentileriniz nelerdir?
Şehrin önemli sorunlarından biri hâline gelen toplu iş yerleri konusunda somut adım atacak bir başkan adayı görmek istiyorum. Ambalajcılar, matbaacılar, endüstriyel reklamcılar, gıda toptancıları ve imalata yönelik üretim yapan diğer sektörler için şehir dışında toplu iş yerleri oluşturulması gerekiyor.
Bu proje için uygun araziyi bulacak ve uygulamaya geçirecek başkan adayını koşulsuz desteklerim. Ayrıca meclis üyeliğinin en fazla üç dönemle sınırlandırılması gerektiğini düşünüyorum. Bu uygulamayı hayata geçireceğini açıklayan adaya da destek veririm.
Önemli olan meclis üyelerinin görevde uzun süre kalması değil, kaldıkları süre boyunca sektörleri için ne ürettikleridir. Meclis üyelerine görev süreleri nedeniyle değil, hizmet karnelerine göre plaket verilmelidir.
ATSO, Türkiye’nin en büyük odalarından biri olmasına rağmen Antalya hâlâ birçok sorununu çözemedi. Matbaacılık grubumuzdan marka değeri yüksek isimler ATSO Meclis Başkanlığı ve Yönetim Kurulu Başkanlığı yaptı, daha sonra milletvekili oldu. Keşke sektörümüzün sorunları onların görev dönemlerinde çözülebilseydi.
Akdeniz Sanayi Sitesi kurulurken içinde bir matbaacılar sitesinin de yer almasını isterdik. Kooperatif olarak 2019 yılından bu yana yer arıyoruz. Kızıllı bölgesinde belirlediğimiz makilik bir alan, orman vasfında olduğu gerekçesiyle bize tahsis edilmedi.

İLK SEKTÖREL FUAR GERÇEKLEŞTİRİLDİ
İlk kez sektörel bir fuar gerçekleştirdiniz. Bu organizasyonla ilgili neler söylemek istersiniz?
Sektörel bir fuar düzenlemek uzun zamandır hayalini kurduğum bir projeydi. Bu tür organizasyonlar genellikle İstanbul’da gerçekleştiriliyor. Ancak şehirler arası ulaşım ve konaklama giderlerinin artması, sektör temsilcilerinin fuarlara katılımını zorlaştırıyor.
ATSO bünyesinde dijital matbaa araçlarının sergilendiği ve uygulamaların yapıldığı bir etkinlik düzenledik. İlk denememiz olmasına rağmen önemli iş birlikleri ortaya çıktı. Özellikle genç meslektaşlarımız ve girişimcilerimiz, KOSGEB yetkilileriyle ayrıntılı görüşmeler yaptı; projelerini tartışma ve değerlendirme fırsatı buldu.
Buna rağmen camiamızdan bazı kişiler, fuarı yeniden seçilebilmek için düzenlediğim yönünde gerçeği yansıtmayan eleştirilerde bulundu. Oysa etkinliğin ATSO seçimleriyle hiçbir bağlantısı yoktu. Organizasyonu bize verilen tarihte gerçekleştirdik; seçim yaklaştığı için özellikle bu dönemi tercih etmedik.
Fuardan çok olumlu geri dönüşler aldık. Sektörde yıllardır çalışan ancak birbirini yüz yüze tanımayan meslektaşlarımız tanışma imkânı buldu. ATSO bünyesindeki görevim devam ederse gelecek yıllarda fuarın içeriğini zenginleştirerek sürdürmek istiyorum. Sektörün bu organizasyonu sahiplenmesi hâlinde çevre illerin de katılımıyla daha büyük bir bölgesel fuara dönüştürebiliriz.
“OY VERİRKEN KİŞİSEL İLİŞKİLERE DEĞİL PROJELERE BAKILMALI”
ATSO’nun seçim sistemine yönelik eleştirileriniz de oldu. Hangi konulardan rahatsızsınız?
ATSO seçimlerinde oy kullanan üyelerin kişisel ilişkiler üzerinden tercih yapma alışkanlığından vazgeçmesi gerekiyor. “Bu kişiyle ticaret yapıyorum”, “Baba dostumdur” veya “Yakından tanıyorum” gibi gerekçelerle oy kullanılmamalı.
Vefa göstermek elbette önemlidir. Ancak destek verilen kişi bugüne kadar sektörü için hiçbir çalışma yapmamışsa yalnızca kişisel ilişkiler nedeniyle yeniden tercih edilmemelidir.
Sektörel sorunlara proje odaklı yaklaşan, somut öneriler geliştiren komite adaylarına oy verilmesi gerekiyor. ATSO başkan adaylarının bütün sektörlerin sorunlarını ayrıntılı biçimde bilmesi mümkün değil. Konularına hâkim meclis üyelerini ve komite temsilcilerini doğru seçersek ATSO daha verimli çalışabilir.
“AİDAT BORCU OLAN ÜYELER DE OY KULLANABİLMELİ”
Seçim sistemine yönelik bir diğer eleştirim, ATSO’ya aidat borcu nedeniyle üyeliği askıya alınan kişilerin oy kullanamamasıdır. Bu uygulamanın haksız olduğunu düşünüyorum. Borcu bulunsa da her üye seçimlerde oy kullanabilmelidir.
Genel seçimlerde devlete vergi borcu olan vatandaşların oy kullanma hakkı engellenmiyor. Aynı şekilde ticaret ve sanayi odalarına aidat borcu bulunan üyeler de oy hakkından yararlanabilmelidir.
Borcu nedeniyle oy kullanamayan üyeler, haklarını yasal yollarla aramalı ve oy kullanma haklarının engellendiğini dile getirmelidir. Böylece TOBB yönetiminin bu uygulamayı kaldırması ve bütün üyelerin sandığa gidebilmesi sağlanabilir.
Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Meclis Üyesi ve Antalya Form Basım ve Tanıtım Hizmetleri sahibi İbrahim Kan, matbaacılık sektörünün dijitalleşme, artan maliyetler ve daralan pazar nedeniyle ciddi kan kaybettiğini söyledi. Sektörün geleceğinin ortak hareket etmekten geçtiğini belirten Kan, matbaaların kooperatifleşerek güçlü şirketler kurması ve dış pazarlara yönelmesi gerektiğini vurguladı.
Kan, yaklaşan ATSO seçimleri öncesinde oda yönetiminden beklentilerini, toplu iş yerleri projesini, seçim sistemine yönelik eleştirilerini ve ilk kez düzenlenen sektörel fuarı Akdeniz Ticaret Dergisi’ne anlattı.
“MATBAACILIK SEKTÖRÜ HER GEÇEN GÜN KAN KAYBEDİYOR”
İbrahim Bey, matbaacılık sektöründe deneyimli bir iş insanı olarak ATSO Meclisinde sektörünüzü temsil ediyorsunuz. Röportajımıza sektörünüzden başlayalım. Matbaacılık ne durumda?
Sektörümüzün sorunlarını ATSO Meclisinde sık sık gündeme getiriyorum. Ne yazık ki matbaacılık sektörü her geçen gün kan kaybetmeye devam ediyor.
Elektronik ortama geçilmesi, e-fatura ve e-irsaliye gibi yeni uygulamaların yaygınlaşmasının ardından, gelirinin önemli bölümünü resmî belge basımından sağlayan matbaaların birçoğu kapandı. Ayakta kalmaya çalışan işletmeler ise artan kira ve personel giderleri nedeniyle kapanma noktasına geldi.
Sektöre yeni bir gelir alanı oluşturulması gerekiyor. Bu nedenle Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonunun (TESK) yetkisinde bulunan basit usule tabi mükelleflerin belge basımı, matbaalara da açılmalıdır.
“BİREYSEL KAZANÇ DÖNEMİ BİTTİ”
Matbaacılık sektörünün içinde bulunduğu darboğazdan çıkması ve kan kaybının durdurulması mümkün mü? Sektörün geleceğine yönelik önerileriniz nelerdir?
Sektörümüzün kurtulabilmesi için değişen şartlara uygun yeni bir yol haritası belirlememiz gerekiyor. Matbaacılıkta bireysel kazanç dönemi sona erdi. Artık birleşerek ayakta kalabiliriz.
Matbaaların ortak hedefler doğrultusunda güçlerini birleştirmesi gerekiyor. Birleşebilirsek makine parkımızı modernleştirebilir, dijital teknolojinin gerekliliklerini yerine getirebilir ve güçlü matbaacılık şirketleri kurabiliriz. Teknolojik dönüşümü hiçbir matbaanın tek başına gerçekleştirmesi kolay değil.
Birleşik bir matbaacılık sektörü oluşturmalıyız. Yerinde oturarak müşteri bekleyenler değil; proje geliştiren, yenilikleri takip eden ve kendisini sürekli güncelleyen işletmeler ayakta kalabilecek. Doğru bir yapılanmayla Türkiye’yi Avrupa’nın önemli baskı üretim merkezlerinden biri hâline getirebiliriz.
“HERKES BİRLEŞMEYE OLUMLU BAKIYOR AMA ADIM ATMIYOR”
Sektörünüzün sorunlarını biliyor ve çözüm önerileri sunuyorsunuz. Sektörün diğer paydaşları bu önerilere olumlu yaklaşıyor mu? Birleşme gerçekleşebilir mi?
Birbirimizle konuştuğumuzda herkes birleşme fikrine olumlu yaklaşıyor. Ancak uygulamaya geçme zamanı geldiğinde çoğu kişi çekimser kalıyor. “Nasıl birleşeceğiz?” veya “Yönetimi kim üstlenecek?” gibi sorulara takılıyoruz.
Ben de öncelikle bir masa etrafında toplanarak bu konuları konuşmamız ve netleştirmemiz gerektiğini söylüyorum. Hepimiz aynı ekonomik tehlikeyle karşı karşıya olmamıza rağmen bir araya gelip ortak karar alamıyoruz.
Bunun nedenlerinden biri de bazı meslektaşlarımızın gerçek maliyet hesabı yapamaması. Birçok işletme, mevcut müşteri kitlesini kaybetmediği sürece sorun yaşamayacağını düşünüyor. Hizmet kalitesiyle rekabet edilmesi gerekirken fiyat üzerinden rekabet ediliyor. Fiyatları düşürerek daha fazla iş alıp daha çok kazanacağını düşünenler var. Oysa maliyetler her geçen gün artıyor, pazar ise giderek daralıyor.
Şirketler artık geçmişteki gibi binlerce katalog, broşür ve tanıtım materyali bastırmıyor. Sipariş verenler de 5 bin veya 10 bin adet yerine 50 ya da 100 adetlik baskıları tercih ediyor. Eskiden firmalar tanıtım ve promosyon ürünleri bastırmak için birbirleriyle yarışır, matbaalar da önemli gelir elde ederdi. Dijitalleşmeyle birlikte bu dönem sona erdi.
Bu nedenle kooperatifleşerek şirketleşmeli ve yalnızca yurt içi pazara bağlı kalmamalıyız. Avrupa’daki talebi inceleyerek üretim ve pazar stratejimizi buna göre geliştirmeliyiz.
2005’TEN BU YANA HİZMET VERİYOR
Şirketiniz sektörde kaç yıldır faaliyet gösteriyor ve hangi alanlarda baskı hizmeti veriyorsunuz?
Antalya Form Basım ve Tanıtım Hizmetleri adıyla 2005 yılından bu yana faaliyet gösteriyoruz. Ben mesleğe 1994 yılında uluslararası bir şirketin bölge yöneticisi olarak başladım. 2005 yılında ise kendi matbaamı kurdum.
Resmî ve özel otomasyon evraklarının yanı sıra kâğıda dayalı her türlü baskı hizmetini gerçekleştiriyoruz.
“ATSO’DA BAĞIMSIZ HAREKET EDECEĞİM”
Yaklaşan ATSO seçimlerinde komiteler, meclis üyeleri ve yeni yönetim belirlenecek. Sizin de bazı uygulamalara itirazlarınız ve “Bu oyunu hep birlikte bozalım” sloganıyla yürüttüğünüz bir kampanya var. Neyi değiştirmek istiyorsunuz? Yeni ATSO yönetiminden beklentileriniz nelerdir?
ATSO Meclis Üyeliğinden önce de Antalya Matbaa Sanayicileri Derneğinin yönetiminde yer alıyordum ve hâlen bu görevimi sürdürüyorum. Toplu iş yerleri konusunda matbaacılar ve endüstriyel reklamcılar olarak bir kooperatif de kurduk.
Sektörün içinde olduğum için sorunları doğrudan yaşayarak biliyorum. Bu sorunların çözüm merkezlerinden biri Antalya Ticaret ve Sanayi Odasıdır. Burada gündeme getirilen sektörel konular, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği aracılığıyla ilgili bakanlıklara ulaştırılabilir.
Matbaacıların sorunlarını ATSO’da dile getirmek ve sesimizin üst makamlara ulaşmasını sağlamak için çalışıyorum. Bu dönem ATSO seçimlerinin oldukça hareketli geçeceğini düşünüyorum. Seçim sürecinde herhangi bir gruba bağlı kalmak istemiyorum. Bütün adaylara eşit mesafede durarak geçmiş hizmetlerini değerlendirecek ve buna göre başkan adaylarından biriyle yol yürüyeceğiz.
Son dört yıllık meclis üyeliğim süresince sektörümün sorunlarını takip etme ve çözüm üretme konusunda kendimi kanıtladığımı düşünüyorum. Geçmişte sektörümüzü ATSO’da temsil eden bazı isimlerin önerge ve proje üretmediğini, sektörel sorunları yönetime yeterince aktaramadığını kayıtlardan görebiliyoruz.
“TOPLU İŞ YERLERİNİ HAYATA GEÇİRENE DESTEK VERİRİM”
ATSO başkan adaylarından beklentileriniz nelerdir?
Şehrin önemli sorunlarından biri hâline gelen toplu iş yerleri konusunda somut adım atacak bir başkan adayı görmek istiyorum. Ambalajcılar, matbaacılar, endüstriyel reklamcılar, gıda toptancıları ve imalata yönelik üretim yapan diğer sektörler için şehir dışında toplu iş yerleri oluşturulması gerekiyor.
Bu proje için uygun araziyi bulacak ve uygulamaya geçirecek başkan adayını koşulsuz desteklerim. Ayrıca meclis üyeliğinin en fazla üç dönemle sınırlandırılması gerektiğini düşünüyorum. Bu uygulamayı hayata geçireceğini açıklayan adaya da destek veririm.
Önemli olan meclis üyelerinin görevde uzun süre kalması değil, kaldıkları süre boyunca sektörleri için ne ürettikleridir. Meclis üyelerine görev süreleri nedeniyle değil, hizmet karnelerine göre plaket verilmelidir.
ATSO, Türkiye’nin en büyük odalarından biri olmasına rağmen Antalya hâlâ birçok sorununu çözemedi. Matbaacılık grubumuzdan marka değeri yüksek isimler ATSO Meclis Başkanlığı ve Yönetim Kurulu Başkanlığı yaptı, daha sonra milletvekili oldu. Keşke sektörümüzün sorunları onların görev dönemlerinde çözülebilseydi.
Akdeniz Sanayi Sitesi kurulurken içinde bir matbaacılar sitesinin de yer almasını isterdik. Kooperatif olarak 2019 yılından bu yana yer arıyoruz. Kızıllı bölgesinde belirlediğimiz makilik bir alan, orman vasfında olduğu gerekçesiyle bize tahsis edilmedi.

İLK SEKTÖREL FUAR GERÇEKLEŞTİRİLDİ
İlk kez sektörel bir fuar gerçekleştirdiniz. Bu organizasyonla ilgili neler söylemek istersiniz?
Sektörel bir fuar düzenlemek uzun zamandır hayalini kurduğum bir projeydi. Bu tür organizasyonlar genellikle İstanbul’da gerçekleştiriliyor. Ancak şehirler arası ulaşım ve konaklama giderlerinin artması, sektör temsilcilerinin fuarlara katılımını zorlaştırıyor.
ATSO bünyesinde dijital matbaa araçlarının sergilendiği ve uygulamaların yapıldığı bir etkinlik düzenledik. İlk denememiz olmasına rağmen önemli iş birlikleri ortaya çıktı. Özellikle genç meslektaşlarımız ve girişimcilerimiz, KOSGEB yetkilileriyle ayrıntılı görüşmeler yaptı; projelerini tartışma ve değerlendirme fırsatı buldu.
Buna rağmen camiamızdan bazı kişiler, fuarı yeniden seçilebilmek için düzenlediğim yönünde gerçeği yansıtmayan eleştirilerde bulundu. Oysa etkinliğin ATSO seçimleriyle hiçbir bağlantısı yoktu. Organizasyonu bize verilen tarihte gerçekleştirdik; seçim yaklaştığı için özellikle bu dönemi tercih etmedik.
Fuardan çok olumlu geri dönüşler aldık. Sektörde yıllardır çalışan ancak birbirini yüz yüze tanımayan meslektaşlarımız tanışma imkânı buldu. ATSO bünyesindeki görevim devam ederse gelecek yıllarda fuarın içeriğini zenginleştirerek sürdürmek istiyorum. Sektörün bu organizasyonu sahiplenmesi hâlinde çevre illerin de katılımıyla daha büyük bir bölgesel fuara dönüştürebiliriz.
“OY VERİRKEN KİŞİSEL İLİŞKİLERE DEĞİL PROJELERE BAKILMALI”
ATSO’nun seçim sistemine yönelik eleştirileriniz de oldu. Hangi konulardan rahatsızsınız?
ATSO seçimlerinde oy kullanan üyelerin kişisel ilişkiler üzerinden tercih yapma alışkanlığından vazgeçmesi gerekiyor. “Bu kişiyle ticaret yapıyorum”, “Baba dostumdur” veya “Yakından tanıyorum” gibi gerekçelerle oy kullanılmamalı.
Vefa göstermek elbette önemlidir. Ancak destek verilen kişi bugüne kadar sektörü için hiçbir çalışma yapmamışsa yalnızca kişisel ilişkiler nedeniyle yeniden tercih edilmemelidir.
Sektörel sorunlara proje odaklı yaklaşan, somut öneriler geliştiren komite adaylarına oy verilmesi gerekiyor. ATSO başkan adaylarının bütün sektörlerin sorunlarını ayrıntılı biçimde bilmesi mümkün değil. Konularına hâkim meclis üyelerini ve komite temsilcilerini doğru seçersek ATSO daha verimli çalışabilir.
“AİDAT BORCU OLAN ÜYELER DE OY KULLANABİLMELİ”
Seçim sistemine yönelik bir diğer eleştirim, ATSO’ya aidat borcu nedeniyle üyeliği askıya alınan kişilerin oy kullanamamasıdır. Bu uygulamanın haksız olduğunu düşünüyorum. Borcu bulunsa da her üye seçimlerde oy kullanabilmelidir.
Genel seçimlerde devlete vergi borcu olan vatandaşların oy kullanma hakkı engellenmiyor. Aynı şekilde ticaret ve sanayi odalarına aidat borcu bulunan üyeler de oy hakkından yararlanabilmelidir.
Borcu nedeniyle oy kullanamayan üyeler, haklarını yasal yollarla aramalı ve oy kullanma haklarının engellendiğini dile getirmelidir. Böylece TOBB yönetiminin bu uygulamayı kaldırması ve bütün üyelerin sandığa gidebilmesi sağlanabilir.
İlginizi Çekebilir








