İçeriğe atla
Dergi Haber MerkeziDergi Haber Merkezi
Ana SayfaHaberlerYayın ArşiviYeniEditör YazılarıHakkımızdaİletişim
Son Sayılar

Güncel Yayınlarımız

Arka kapak
Ön kapak

Akdeniz Ticaret

Sayı 35Eylül - Ekim 2026
Sayıyı İncele
Akdeniz Eğitim

Akdeniz Eğitim

Sayı 142Ağustos - Eylül 2026
Sayıyı İncele
Ticaret ve Siyaset

Ticaret ve Siyaset

Sayı 115Temmuz 2024
Sayıyı İncele
Tüm ArşivSayılar

Dergi Haber Merkezi

Antalya'nın iş, eğitim ve kent gündemini; güncel haberler ve sektörel yayınlarla okurlarıyla buluşturan medya platformu.

Yayınlar

  • Akdeniz Ticaret
  • Akdeniz Eğitim
  • Ticaret ve Siyaset
  • Arşiv

Kurumsal

  • Hakkımızda
  • İletişim
  • Gizlilik Politikası
  • Kullanım Koşulları

Bizi Takip Edin

© 2026 Dergi Haber Merkezi. Tüm hakları saklıdır. Bu sitede yer alan içerikler izinsiz kullanılamaz.

Ana SayfaHaberlerEditörYayın Arşivi
Ticaret
3 Ekim 202652 Okunma

ANTALYA'NIN KAYIP SULARIANTALYA'NIN KAYIP SULARI

Antalya'da hızlı nüfus artışı ve yapılaşma baskısı, sulak alanlar ve su kaynakları üzerinde ciddi risk oluşturuyor. Yamansaz, Aksu Deltası, Kırkgöz ve çevresindeki doğal su alanlarının korunması; su havzalarının güvence altına alınması ve uzun vadeli bir su yönetim planının hazırlanması, Antalya'nın gelecekteki su güvenliği açısından büyük önem taşıyor.Antalya'da hızlı nüfus artışı ve yapılaşma baskısı, sulak alanlar ve su kaynakları üzerinde ciddi risk oluşturuyor. Yamansaz, Aksu Deltası, Kırkgöz ve çevresindeki doğal su alanlarının korunması; su havzalarının güvence altına alınması ve uzun vadeli bir su yönetim planının hazırlanması, Antalya'nın gelecekteki su güvenliği açısından büyük önem taşıyor.
ANTALYA'NIN KAYIP SULARI
ANTALYA'NIN KAYIP SULARI
ANTALYA'NIN KAYIP SULARI
ANTALYA'NIN KAYIP SULARI
ANTALYA'NIN KAYIP SULARI
ANTALYA'NIN KAYIP SULARI
ANTALYA'NIN KAYIP SULARI
ANTALYA'NIN KAYIP SULARI
ANTALYA'NIN KAYIP SULARI
01/09

Haberi Paylaş

Ömer Faruk GÜDER /Akdeniz Ticaret Dergisi

Antalya yalnızca kum, güneş ve deniz kenti değil; aynı zamanda bir su kentidir.

Ancak ne yazık ki Antalya, çarpık yapılaşmayla kontrolsüz biçimde büyüdü. Kentin dereleri ve arıkları kurutuldu, doğal su alanları daraldı ve Antalya'nın su hafızası büyük ölçüde silindi.

ANTALYA'NIN SULAK ALAN HARİTASI

Antalya'nın önümüzdeki 20-30 yıl içerisinde ciddi bir su sorunuyla karşı karşıya kalabilecek kentlerden biri olacağı öngörülüyor.

Antalya'nın kaybedilen ya da kaybedilme riskiyle karşı karşıya olan sulak alanları yalnızca Yamansaz, Aksu veya Kırkgöz'den ibaret değil.

Resmî çevre raporlarında;

  • Avlan Gölü,

  • Eğrigöl,

  • Aksu Deltası,

  • Olukköprü Kaynakları,

  • Patara Kıyı Ekosistemleri,

  • Beymelek Lagünü,

  • Demre Kuş Cenneti,

  • Titreyengöl,

  • Boğazkent Kuş Cenneti,

  • Boğaçayı,

  • Kırkgöz Kaynakları

Antalya'nın sulak alanları arasında yer alıyor.

Ancak yanlış tarımsal su kullanımı başta olmak üzere plansız şehirleşme ve kuraklığın etkisiyle söz konusu alanların sulak alan özelliklerini giderek kaybettiği de akademik raporlarda dile getiriliyor.

30-40 yıl önce cadde ve sokaklarında arıkların ve derelerin aktığı, sazlıklarında göçmen kuşların konakladığı, suyun toprağın hem üzerinde hem de altında hayat verdiği Antalya, bugün kayıp sularını arıyor.

161 kuş türüne ev sahipliği yapan Yamansaz büyük ölçüde yok oldu. Arapsuyu ve Konyaaltı'ndaki sulak alanlar kurutularak imara açıldı, doğal su alanları parçalandı, tarım alanları üzerindeki yapılaşma baskısı arttı.

Birçok ülkede deniz suyu arıtılarak içme ve kullanma suyuna dönüştürülürken, Antalya'da Düden'in suları değerlendirilmeden denize akıyor. Su akıyor, kayboluyor; biz ise seyrediyoruz.

Sorun şu: Antalya, suyunu kaybettiğini ne zaman fark edecek?

1985'TEN 2026'YA ANTALYA'NIN SU GERÇEĞİ

  • 1980'lerin sonları: Yamansaz doğal yapısını büyük ölçüde koruyordu.

  • 1990'lar: İmar, tarımsal faaliyetler ve kaçak yapılaşma baskısı belirginleşti.

  • 2000'ler: Antalya'nın hızlı nüfus artışıyla doğal alanlar üzerindeki kentleşme baskısı daha da büyüdü.

  • 2021: Yamansaz için "kesin korunacak hassas alan" ve "nitelikli doğal koruma alanı" statüleri gündeme geldi.

  • 2023: Antalya'nın resmî çevre raporunda Aksu Deltası, Avlan Gölü, Eğrigöl, Olukköprü Kaynakları ve Patara Kıyı Ekosistemleri sulak alanlar arasında sayıldı. Kırkgöz, Boğaçayı, Beymelek Lagünü ve Boğazkent Kuş Cenneti gibi alanlar da Antalya'nın sulak alanları arasında gösterildi.

  • 2026: Kırkgöz su havzasındaki yapılaşma, tarımsal faaliyetler ve madencilik baskısı yeniden gündeme geldi.

KENT BÜYÜDÜ, SULARI KÜÇÜLDÜ

Antalya'nın nüfusu 1985'te yaklaşık 900 bin seviyesindeyken, 2026'ya gelindiğinde yaklaşık 2 milyon kişilik artışla 3 milyona yaklaştı. Kent büyürken sulak alanlar küçüldü ve bazıları yok olma noktasına geldi.

Büyük ölçüde göçten kaynaklanan nüfus baskısıyla tarım alanları yapılaşmaya açıldı, doğal su tutma alanları parçalandı.

Yamansaz, Aksu, Çakırlar ve Döşemealtı'nda yaşanan değişim aslında tek bir hikâyenin farklı bölümleri:

ANTALYA'NIN DOĞAL SU HAFIZASININ SİLİNMESİ.

ANTALYA 1985 / ANTALYA 2026

40 yılda ne değişti?

19852026891.149 nüfus2.777.677 son resmî nüfusDaha düşük kentleşme baskısıÇok yüksek yapılaşma baskısıGeniş tarım ve doğal alanlarParçalanmış tarım ve doğal alanlarDaha fazla açık toprak yüzeyiBeton ve asfaltın hızla arttığı kent dokusuYamansaz doğal yapısını büyük ölçüde koruyorYoğun kentleşme baskısı altında Yamansaz dokusunu büyük ölçüde kaybettiÇakırlar ağırlıklı olarak kırsal karakterdeKonut ve altyapı baskısı altında kırsal karakterini kaybettiDöşemealtı kırsal tarım ve sulak alan özelliğindeHızlı betonlaşmayla tarım alanı özelliğini kaybetti; Kırkgöz su havzasında kuraklık ve kirlilik baskısı arttıAksu güçlü bir tarımsal alanTarım kısıtlı alanlarda devam ederken turizm, konut ve altyapı baskısı arttı; Aksu Çayı kirlilik ve sulak alanların parçalanması nedeniyle ciddi baskı altında

30-40 YILDA ANTALYA NASIL DEĞİŞTİ?

Antalya'nın eski fotoğraflarına baktığınızda bugünle arasındaki farkın yalnızca bina sayısından ibaret olmadığı görülüyor.

Şehrin coğrafyası değişti.

30-40 yıl önce kentin bugün en hızlı büyüyen bölgelerinde daha fazla tarım alanı, sazlık, dere yatağı, göllenme alanı ve doğal boşluk bulunuyordu.

Antalya'nın içinden geçen arıklar vardı. Şehrin kan damarları gibi kuzeyden güneye uzanan onlarca dere ve arık, hem tarım alanlarına hayat veriyor hem de kentin su sisteminin önemli bir parçasını oluşturuyordu.

Bugün aynı alanların önemli bir bölümünde konutlar, yollar, seralar, ticari yapılar ve turizm tesisleri yükseliyor.

Antalya'nın nüfusu büyürken doğal alanları küçüldü. Sulak alanların değeri yeterince gözetilmeden kent kuzeye, batıya ve doğuya doğru genişledi.

Çakırlar yapılaştı. Döşemealtı'nın sulak tarım arazilerinin önemli bölümü yapılaşma baskısıyla karşı karşıya kaldı. Aksu Çayı eski doğal yapısını kaybetti, Yamansaz kurudu.

Akdeniz Üniversitesi'nin Antalya'nın doğal sit alanları üzerine yaptığı akademik çalışmalarda da geçmişte kent dışında bulunan birçok doğal varlığın nüfus artışı, göç ve kentleşme sonucunda artık kent sınırları içerisinde kaldığı vurgulanıyor. Aynı çalışmalarda Yamansaz Bataklığı ve Kırkgöz Su Kaynakları gibi alanların doğal sit statüleri de kayıt altına alınıyor.

161 KUŞ TÜRÜNÜN YAŞAM ALANI: YAMANSAZ

YAMansaz SADECE GEÇMİŞİN SULAK ALANI DEĞİL, ANTALYA'NIN GELECEKTEKİ TAŞKIN VE KURAKLIK SİGORTASIYDI

Yamansaz, Antalya'nın kaybolan su hafızasının en çarpıcı örneklerinden biri.

Yamansaz'ın hikâyesi, aslında Antalya'nın hikâyesidir.

Bilimsel çalışmalarda Yamansaz Gölü ve çevresinde 51 familyaya ait 161 kuş türü tespit edilmişti. Bunların arasında yerli türlerin yanı sıra göçmen kuşlar da bulunuyordu.

Yani Yamansaz sıradan bir bataklık değildi.

Yamansaz'daki su tarlalarının içine inşaat temelleri atıldı, betonlar döküldü. Sulak alanlar kurutuldu, yaban hayatı zarar gördü ve göçmen kuşların bölgeyi kullanımı azaldı. Bir zamanlar kentin doğal su sisteminin önemli bir parçası olan Yamansaz, yıllar içerisinde doğal niteliğini büyük ölçüde kaybetti.

Antalya Kent Konseyi'nin hazırladığı rapora göre Yamansaz, traverten akiferinden drene olan çok sayıda doğal kaynak tarafından beslenen bir sulak alandı.

Raporda dikkat çekilen tarih ise önemli:

1980'lerin sonuna kadar Yamansaz doğal yapısını büyük ölçüde koruyordu.

Sonrasında sulak alanın batısında imar faaliyetleri başladı; kuzey bölümünde kaçak yapılar ve tarımsal faaliyetler arttı. Kent Konseyi, zaman içerisinde koruma alanı sınırlarının daraldığına da dikkat çekiyor.

Sorun yıllar önce başladı.

Yamansaz'ın su dolu tarlaları imara açıldı, ardından beton yapılar yükselmeye başladı. Kent Konseyi raporunda, Yamansaz'ın kuraklık ve taşkın gibi afetlere karşı doğal rezerv alanı olarak görülmesine rağmen betonlaşmasının önlenemediğine dikkat çekiliyor.

YAMANSAZ'IN YOK OLMASI BİR ANDA OLMADI

Her şey biraz biraz oldu.

Bir parsel...

Bir yol...

Bir yapı...

Bir dolgu...

Bir sera...

Bir drenaj...

Ve sonunda:

YAMANSAZ YANDI, BİTTİ, KÜL OLDU.

AKSU DELTASI ÜZERİNDEKİ İMAR BASKISI

Antalya'nın doğusuna baktığımızda karşımıza Aksu çıkıyor.

Aksu yalnızca bir ilçe değil; Antalya'nın tarım, su ve kıyı ekosistemlerinin kesiştiği büyük bir doğal sistem.

Resmî çevre raporlarında Aksu Deltası, Antalya'nın sulak alanları arasında sayılıyor.

Deltalar; doğanın suyu yavaşlattığı, taşıdığı maddeleri tuttuğu ve kara ile deniz arasındaki ekolojik bağlantıyı sağladığı son derece önemli alanlardır.

Ancak Aksu aynı zamanda Antalya'nın büyüme koridorlarından biri.

Turizm yatırımları...

Konutlar...

Seralar...

Yollar...

Altyapı...

Ticari alanlar...

Aynı toprak üzerinde çok fazla talep var. Bu taleplerin tamamının doğayla uyumlu biçimde yönetilmesi ise büyük önem taşıyor.

Aksu'nun geleceği, bu nedenle Antalya'nın geleceği açısından kritik.

Çünkü burada verilecek yanlış bir kararın etkisi yalnızca Aksu'yu değil, Antalya'nın genelini de etkileyebilir.

ANTALYA'NIN YENİ BETONLAŞMA BÖLGESİ: ÇAKIRLAR

Antalya'nın batı ve kuzeybatı aksında ise Çakırlar bulunuyor.

Çakırlar, Antalya'nın büyümesinin yeni cephelerinden biri hâline geldi.

Ancak burada yalnızca "Kaç konut yapılacak?" sorusunu sormak yeterli değil.

Asıl soru şu:

"Bu yapılaşma doğal su sistemini nasıl etkileyecek?"

Antalya Kent Konseyi'nin Çakırlar TOKİ alanıyla ilgili değerlendirmelerinde taşkın riski, zemin durumu, hidrojeolojik riskler ve altyapı başlıkları özellikle ele alınıyor. Yapıların yer seçiminin doğru yapılmaması hâlinde hem yeni konut alanı hem de mevcut yerleşimler açısından risklerin oluşabileceği belirtiliyor.

Bu uyarı küçümsenecek bir uyarı değil.

Çünkü şehir planlamasında yalnızca binanın yapılacağı yer değil, suyun geçeceği yer de planlanmak zorunda.

TOPRAK ALTINDAKİ SU DEPOSU: DÖŞEMEALTI

Antalya'nın kuzeyinde ise hikâyenin adı:

KIRKGÖZ.

Kırkgöz, Antalya'nın önemli karstik su kaynaklarından biri.

Jeoloji Mühendisleri Odası, Kırkgöz kaynaklarının yeraltındaki sistemi beslediğini ve toplam ortalama debinin yaklaşık 25 m³/s olduğunu belirtiyor.

Bu değer teorik olarak günde yaklaşık 2,16 milyar litre, yılda ise yaklaşık 788 milyar litre suya karşılık geliyor. Ancak söz konusu hesap, ortalama debinin yıl boyunca sabit kaldığı varsayımına dayanıyor. Gerçek su miktarı mevsimsel ve hidrolojik koşullara göre değişebiliyor.

Yani Kırkgöz sıradan bir su kaynağı değil.

KIRKGÖZ SU KAYNAKLARI TEHDİT ALTINDA

ANTALYA VALİLİĞİ SUDA TEMİZLİK ÇALIŞMASI BAŞLATTI

Antalya'nın önemli içme suyu kaynaklarından biri olan Kırkgöz su kaynaklarında, Antalya Valiliği koordinasyonunda yürütülen çalışmalar kapsamında su altı ve su üstü temizlik çalışmaları ile bilimsel incelemeler gerçekleştirildi.

Mavi Akdeniz Projesi kapsamında düzenlenen çalışmaya Antalya Büyükşehir Belediyesi ASAT Genel Müdürlüğü, Akdeniz Üniversitesi, Tarım ve Orman İl Müdürlüğü ile Döşemealtı Belediyesi iş birliğiyle katkı sağladı.

Akdeniz Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Gökoğlu, yapılan su altı incelemelerinde çok sayıda cam şişe, plastik atık ve farklı türde çöple karşılaştıklarını belirterek Kırkgözler'in Antalya'nın yaşam kaynaklarından biri olduğuna dikkat çekti.

Alanının kirletilmesinin doğrudan içme suyu kaynaklarını ve doğal ekosistemi olumsuz etkilediği ifade edilirken, Antalya'nın su kaynaklarının korunması amacıyla bilimsel izleme, çevresel farkındalık ve kurumlar arası iş birliğine dayalı çalışmaların önemi bir kez daha ortaya çıktı.

ANTALYA KAÇ HEKTAR SULAK ALAN KAYBETTİ?

İşte burada Antalya'nın önünde ciddi bir veri problemi bulunuyor.

Resmî belgelerde farklı yıllara ait farklı sulak alan sınıflandırmaları ve alan büyüklükleri kullanılıyor.

Örneğin geçmiş resmî çevre raporlarında Aksu Deltası 16.500 hektar büyüklüğünde bir sulak alan olarak listelenmişti.

Yamansaz ise çeşitli kaynaklarda yaklaşık 120 hektarlık tarihsel alan büyüklüğüyle ifade ediliyor.

Ancak bu rakamları toplayarak "Antalya şu kadar hektar sulak alanını kaybetti" demek bilimsel açıdan doğru değil.

Çünkü;

  • sulak alan sınırları değişti,

  • bazı alanların statüsü değişti,

  • bazı alanlar mevsimsel özellik taşıyor,

  • bazı resmî belgelerde farklı sınıflandırmalar kullanılıyor,

  • bazı eski veriler güncel sınırlarla birebir karşılaştırılamıyor.

Antalya'nın yapması gereken araştırma tam da burada başlıyor.

1950, 1970, 1985, 1990, 2000, 2010, 2020 ve 2026 yıllarına ait uydu görüntüleri aynı koordinat sisteminde karşılaştırılmalı.

Ve sonunda:

"ANTALYA'NIN KAYIP SULAK ALANLARI HARİTASI"

çıkarılmalı.

Kaç hektar kaybettik?

Bu soru artık tahminlerle değil, bilimsel ölçümlerle cevaplanmalı.

ANTALYA'NIN GÖRÜNMEYEN SU KAYBI

Sulak alan kaybının en büyük tehlikesi, kaybın hemen fark edilmemesi.

Bir sulak alan kuruduğunda şehir ertesi gün susuz kalmaz. Bu nedenle insanlar tehlikeyi hemen görmeyebilir.

Ancak doğal sistem yavaş yavaş zayıflar.

Su toprağa daha az sızar.

Yüzey akışı artabilir.

Taşkın riski büyüyebilir.

Kurak dönemlerde su stresi daha belirgin hâle gelebilir.

Yeraltı su sistemleri üzerindeki baskı artabilir.

Doğal yaşam alanları küçülür.

ANTALYA'NIN SUYU YERALTINDA

ASAT verilerine göre Antalya merkezdeki beş ilçenin içme ve kullanma suyunun çok büyük bölümü yeraltı suyu kuyuları ve kaynaklardan sağlanıyor.

Bu nedenle Antalya'nın su meselesini yalnızca barajlar veya yüzey suları üzerinden değerlendirmek yeterli değil.

Döşemealtı'nda yapılan bir plan,

Çakırlar'da açılan bir yol,

Aksu'da yapılan bir yatırım,

Yamansaz çevresindeki yapılaşma...

Bunların hiçbiri birbirinden bağımsız düşünülemez.

Hepsi aynı su sisteminin farklı parçalarıdır.

2030 ANTALYA'SINDA SU ÇOK DAHA DEĞERLİ OLACAK

2030'a geldiğimizde Antalya'nın nüfusunun bugünkünden daha yüksek olması kuvvetle muhtemel.

Ancak nüfus tahminlerini kesin gerçekler gibi sunmak doğru olmaz. TÜİK'in nüfus projeksiyonları; doğurganlık, ölümlülük ve göç gibi çeşitli değişkenleri dikkate alan senaryolardır.

Bu nedenle 2030-2045 dönemi için bakılması gereken tek gösterge nüfus değil, aynı zamanda:

Kişi başına kullanılabilir su miktarıdır.

Nüfus artabilir.

Turizm büyüyebilir.

Tarımın su ihtiyacı devam edebilir.

İklim daha sıcak, yağış rejimi ise daha düzensiz hâle gelebilir.

Buna karşılık su kaynakları sınırsız değil.

Antalya büyümeye devam ederken su havzaları aynı ölçüde korunamazsa;

  • içme suyu yatırımlarının maliyeti artabilir,

  • yeni su kaynaklarına duyulan ihtiyaç büyüyebilir,

  • yeraltı suyu üzerindeki baskı artabilir,

  • kurak dönemlerde su yönetimi zorlaşabilir,

  • tarım ile kent arasındaki su rekabeti büyüyebilir,

  • aşırı yağışlarda taşkın yönetimi daha önemli hâle gelebilir.

BUGÜNÜN İMAR KARARLARININ FATURASI ANTALYA'YA 2045'TE KESİLECEK

Bugün Antalya'da çocuk olanlar, yaklaşık 20 yıl sonra yetişkin olacak.

Bugün verilen imar kararlarının sonuçlarını onlar yaşayacak.

Eğer bugün sulak alanları korumazsak, su havzalarını yapılaşmaya açarsak, doğal dere yataklarını daraltırsak, tarım topraklarını sürekli küçültürsek ve yeraltı suyunu yalnızca tüketilecek bir kaynak olarak görürsek, 2045 Antalya'sında su yönetiminin çok daha maliyetli hâle gelmesi kaçınılmaz olacaktır.

ANTALYA 2045 İÇİN İKİ SENARYO

SENARYO 1 — BETONLAŞAN ANTALYA

Nüfus artıyor.

Yapılaşma sürüyor.

Doğal alanlar küçülüyor.

Su havzaları üzerindeki baskı artıyor.

Yeraltı suyu daha fazla kullanılıyor.

Kuraklık dönemleri uzuyor.

Aşırı yağışlarda taşkın riski artıyor.

Sonuç: Daha pahalı su, daha pahalı altyapı ve daha kırılgan bir şehir.

SENARYO 2 — SUYU KORUYAN ANTALYA

Yeni yapılaşma su havzaları dikkate alınarak planlanıyor.

Sulak alanlar mutlak biçimde korunuyor.

Kırkgöz ve diğer kaynakların beslenme havzaları güvence altına alınıyor.

Yağmur suyu kent içerisinde tutuluyor.

Geçirgen yüzeyler artırılıyor.

Dere yatakları korunuyor.

Tarım toprakları plansız yapılaşmadan korunuyor.

Arıtılmış atık su yeniden kullanılıyor.

Sonuç: Su krizine karşı daha dayanıklı bir Antalya.

ANTALYA'NIN 10 ACİL SU KARARI

Bu konuda çalışmalar yapan ve raporlar hazırlayan akademisyenlerin uyarılarından hareketle öne çıkan başlıklar şöyle:

  1. Antalya'nın tüm sulak alanlarının geçmişten bugüne envanteri çıkarılmalı.

  2. 1950-2026 yılları arasındaki sulak alan kaybı uydu görüntüleriyle ölçülmeli.

  3. Kırkgöz'ün bütün beslenme havzası korunmalı.

  4. Yamansaz'ın mevcut alanı kesin biçimde güvence altına alınmalı.

  5. Çakırlar'daki yeni yapılaşmalar hidrojeolojik açıdan yeniden değerlendirilmelidir.

  6. Aksu Deltası'nın doğal yapısı korunmalıdır.

  7. Doğal dere yatakları yapılaşmaya kapatılmalıdır.

  8. Kentte yağmur suyunu toprağa ulaştıracak geçirgen yüzeyler artırılmalıdır.

  9. Arıtılmış atık suyun tarım ve peyzajda yeniden kullanım oranı yükseltilmelidir.

  10. Antalya için 2045 hedefli bir "Su Güvenliği Master Planı" hazırlanmalıdır.

ARTIK ANTALYA'NIN BİR "SU ANAYASASI"NA İHTİYACI VAR

Antalya'nın yeni bir su yol haritasına ihtiyacı var.

Yalnızca belediyenin, DSİ'nin, ASAT'ın veya çevre kuruluşlarının hazırladığı parçalı çalışmalar değil; bütün Antalya'yı kapsayan ortak bir su güvenliği planı gerekiyor.

İmar kararlarından tarıma...

Turizmden sanayiye...

Ulaşımdan konut politikalarına...

Her kararın Antalya'nın su güvenliği üzerindeki etkisi dikkate alınmalı.

SONUÇ: ANTALYA'NIN KAYBETTİĞİ SADECE SULAK ALANLAR DEĞİL

Yamansaz'da kaybolan yalnızca sazlık değildi.

Aksu'da kaybolan yalnızca kuşların yaşam alanı değildi.

Çakırlar'da tehdit altında olan yalnızca boş araziler değil.

Döşemealtı'nda korunması gereken yalnızca Kırkgöz'ün suyu değil.

Tehlike tam da burada başlıyor.

Bugün bir sulak alanı kaybettiğimizde bunun bedelini hemen ödemiyoruz.

GELECEK NESİLLERİN SUYUNU TÜKETİYORUZ.

Önlem alınmazsa yarın;

  • daha pahalı su,

  • daha pahalı altyapı,

  • daha büyük taşkın riski,

  • daha fazla kuraklık baskısı,

  • daha yüksek tarımsal maliyet

ile karşı karşıya kalabiliriz.

40 YILDA NÜFUS YAKLAŞIK %250 ARTTI.

Peki suyumuz ne kadar azaldı?

Azaldığını biliyoruz; ancak ne kadar azaldığını bugün net olarak ortaya koyabilmiş değiliz.

Antalya'nın artık bilmesi gereken en önemli rakamlardan biri bu.

Çünkü kaybettiğimiz sulak alanların gerçek hesabını çıkaramazsak, gelecekte kaybedebileceğimiz suyun hesabını da yapamayız.

ANTALYA'NIN GELECEĞİ: SU MU, BETON MU?

Suyun geleceği, bugün vereceğimiz kararlarda şekillenecek.

AMAN DİKKAT!

Ömer Faruk GÜDER /Akdeniz Ticaret Dergisi

Antalya yalnızca kum, güneş ve deniz kenti değil; aynı zamanda bir su kentidir.

Ancak ne yazık ki Antalya, çarpık yapılaşmayla kontrolsüz biçimde büyüdü. Kentin dereleri ve arıkları kurutuldu, doğal su alanları daraldı ve Antalya'nın su hafızası büyük ölçüde silindi.

ANTALYA'NIN SULAK ALAN HARİTASI

Antalya'nın önümüzdeki 20-30 yıl içerisinde ciddi bir su sorunuyla karşı karşıya kalabilecek kentlerden biri olacağı öngörülüyor.

Antalya'nın kaybedilen ya da kaybedilme riskiyle karşı karşıya olan sulak alanları yalnızca Yamansaz, Aksu veya Kırkgöz'den ibaret değil.

Resmî çevre raporlarında;

  • Avlan Gölü,

  • Eğrigöl,

  • Aksu Deltası,

  • Olukköprü Kaynakları,

  • Patara Kıyı Ekosistemleri,

  • Beymelek Lagünü,

  • Demre Kuş Cenneti,

  • Titreyengöl,

  • Boğazkent Kuş Cenneti,

  • Boğaçayı,

  • Kırkgöz Kaynakları

Antalya'nın sulak alanları arasında yer alıyor.

Ancak yanlış tarımsal su kullanımı başta olmak üzere plansız şehirleşme ve kuraklığın etkisiyle söz konusu alanların sulak alan özelliklerini giderek kaybettiği de akademik raporlarda dile getiriliyor.

30-40 yıl önce cadde ve sokaklarında arıkların ve derelerin aktığı, sazlıklarında göçmen kuşların konakladığı, suyun toprağın hem üzerinde hem de altında hayat verdiği Antalya, bugün kayıp sularını arıyor.

161 kuş türüne ev sahipliği yapan Yamansaz büyük ölçüde yok oldu. Arapsuyu ve Konyaaltı'ndaki sulak alanlar kurutularak imara açıldı, doğal su alanları parçalandı, tarım alanları üzerindeki yapılaşma baskısı arttı.

Birçok ülkede deniz suyu arıtılarak içme ve kullanma suyuna dönüştürülürken, Antalya'da Düden'in suları değerlendirilmeden denize akıyor. Su akıyor, kayboluyor; biz ise seyrediyoruz.

Sorun şu: Antalya, suyunu kaybettiğini ne zaman fark edecek?

1985'TEN 2026'YA ANTALYA'NIN SU GERÇEĞİ

  • 1980'lerin sonları: Yamansaz doğal yapısını büyük ölçüde koruyordu.

  • 1990'lar: İmar, tarımsal faaliyetler ve kaçak yapılaşma baskısı belirginleşti.

  • 2000'ler: Antalya'nın hızlı nüfus artışıyla doğal alanlar üzerindeki kentleşme baskısı daha da büyüdü.

  • 2021: Yamansaz için "kesin korunacak hassas alan" ve "nitelikli doğal koruma alanı" statüleri gündeme geldi.

  • 2023: Antalya'nın resmî çevre raporunda Aksu Deltası, Avlan Gölü, Eğrigöl, Olukköprü Kaynakları ve Patara Kıyı Ekosistemleri sulak alanlar arasında sayıldı. Kırkgöz, Boğaçayı, Beymelek Lagünü ve Boğazkent Kuş Cenneti gibi alanlar da Antalya'nın sulak alanları arasında gösterildi.

  • 2026: Kırkgöz su havzasındaki yapılaşma, tarımsal faaliyetler ve madencilik baskısı yeniden gündeme geldi.

KENT BÜYÜDÜ, SULARI KÜÇÜLDÜ

Antalya'nın nüfusu 1985'te yaklaşık 900 bin seviyesindeyken, 2026'ya gelindiğinde yaklaşık 2 milyon kişilik artışla 3 milyona yaklaştı. Kent büyürken sulak alanlar küçüldü ve bazıları yok olma noktasına geldi.

Büyük ölçüde göçten kaynaklanan nüfus baskısıyla tarım alanları yapılaşmaya açıldı, doğal su tutma alanları parçalandı.

Yamansaz, Aksu, Çakırlar ve Döşemealtı'nda yaşanan değişim aslında tek bir hikâyenin farklı bölümleri:

ANTALYA'NIN DOĞAL SU HAFIZASININ SİLİNMESİ.

ANTALYA 1985 / ANTALYA 2026

40 yılda ne değişti?

19852026891.149 nüfus2.777.677 son resmî nüfusDaha düşük kentleşme baskısıÇok yüksek yapılaşma baskısıGeniş tarım ve doğal alanlarParçalanmış tarım ve doğal alanlarDaha fazla açık toprak yüzeyiBeton ve asfaltın hızla arttığı kent dokusuYamansaz doğal yapısını büyük ölçüde koruyorYoğun kentleşme baskısı altında Yamansaz dokusunu büyük ölçüde kaybettiÇakırlar ağırlıklı olarak kırsal karakterdeKonut ve altyapı baskısı altında kırsal karakterini kaybettiDöşemealtı kırsal tarım ve sulak alan özelliğindeHızlı betonlaşmayla tarım alanı özelliğini kaybetti; Kırkgöz su havzasında kuraklık ve kirlilik baskısı arttıAksu güçlü bir tarımsal alanTarım kısıtlı alanlarda devam ederken turizm, konut ve altyapı baskısı arttı; Aksu Çayı kirlilik ve sulak alanların parçalanması nedeniyle ciddi baskı altında

30-40 YILDA ANTALYA NASIL DEĞİŞTİ?

Antalya'nın eski fotoğraflarına baktığınızda bugünle arasındaki farkın yalnızca bina sayısından ibaret olmadığı görülüyor.

Şehrin coğrafyası değişti.

30-40 yıl önce kentin bugün en hızlı büyüyen bölgelerinde daha fazla tarım alanı, sazlık, dere yatağı, göllenme alanı ve doğal boşluk bulunuyordu.

Antalya'nın içinden geçen arıklar vardı. Şehrin kan damarları gibi kuzeyden güneye uzanan onlarca dere ve arık, hem tarım alanlarına hayat veriyor hem de kentin su sisteminin önemli bir parçasını oluşturuyordu.

Bugün aynı alanların önemli bir bölümünde konutlar, yollar, seralar, ticari yapılar ve turizm tesisleri yükseliyor.

Antalya'nın nüfusu büyürken doğal alanları küçüldü. Sulak alanların değeri yeterince gözetilmeden kent kuzeye, batıya ve doğuya doğru genişledi.

Çakırlar yapılaştı. Döşemealtı'nın sulak tarım arazilerinin önemli bölümü yapılaşma baskısıyla karşı karşıya kaldı. Aksu Çayı eski doğal yapısını kaybetti, Yamansaz kurudu.

Akdeniz Üniversitesi'nin Antalya'nın doğal sit alanları üzerine yaptığı akademik çalışmalarda da geçmişte kent dışında bulunan birçok doğal varlığın nüfus artışı, göç ve kentleşme sonucunda artık kent sınırları içerisinde kaldığı vurgulanıyor. Aynı çalışmalarda Yamansaz Bataklığı ve Kırkgöz Su Kaynakları gibi alanların doğal sit statüleri de kayıt altına alınıyor.

161 KUŞ TÜRÜNÜN YAŞAM ALANI: YAMANSAZ

YAMansaz SADECE GEÇMİŞİN SULAK ALANI DEĞİL, ANTALYA'NIN GELECEKTEKİ TAŞKIN VE KURAKLIK SİGORTASIYDI

Yamansaz, Antalya'nın kaybolan su hafızasının en çarpıcı örneklerinden biri.

Yamansaz'ın hikâyesi, aslında Antalya'nın hikâyesidir.

Bilimsel çalışmalarda Yamansaz Gölü ve çevresinde 51 familyaya ait 161 kuş türü tespit edilmişti. Bunların arasında yerli türlerin yanı sıra göçmen kuşlar da bulunuyordu.

Yani Yamansaz sıradan bir bataklık değildi.

Yamansaz'daki su tarlalarının içine inşaat temelleri atıldı, betonlar döküldü. Sulak alanlar kurutuldu, yaban hayatı zarar gördü ve göçmen kuşların bölgeyi kullanımı azaldı. Bir zamanlar kentin doğal su sisteminin önemli bir parçası olan Yamansaz, yıllar içerisinde doğal niteliğini büyük ölçüde kaybetti.

Antalya Kent Konseyi'nin hazırladığı rapora göre Yamansaz, traverten akiferinden drene olan çok sayıda doğal kaynak tarafından beslenen bir sulak alandı.

Raporda dikkat çekilen tarih ise önemli:

1980'lerin sonuna kadar Yamansaz doğal yapısını büyük ölçüde koruyordu.

Sonrasında sulak alanın batısında imar faaliyetleri başladı; kuzey bölümünde kaçak yapılar ve tarımsal faaliyetler arttı. Kent Konseyi, zaman içerisinde koruma alanı sınırlarının daraldığına da dikkat çekiyor.

Sorun yıllar önce başladı.

Yamansaz'ın su dolu tarlaları imara açıldı, ardından beton yapılar yükselmeye başladı. Kent Konseyi raporunda, Yamansaz'ın kuraklık ve taşkın gibi afetlere karşı doğal rezerv alanı olarak görülmesine rağmen betonlaşmasının önlenemediğine dikkat çekiliyor.

YAMANSAZ'IN YOK OLMASI BİR ANDA OLMADI

Her şey biraz biraz oldu.

Bir parsel...

Bir yol...

Bir yapı...

Bir dolgu...

Bir sera...

Bir drenaj...

Ve sonunda:

YAMANSAZ YANDI, BİTTİ, KÜL OLDU.

AKSU DELTASI ÜZERİNDEKİ İMAR BASKISI

Antalya'nın doğusuna baktığımızda karşımıza Aksu çıkıyor.

Aksu yalnızca bir ilçe değil; Antalya'nın tarım, su ve kıyı ekosistemlerinin kesiştiği büyük bir doğal sistem.

Resmî çevre raporlarında Aksu Deltası, Antalya'nın sulak alanları arasında sayılıyor.

Deltalar; doğanın suyu yavaşlattığı, taşıdığı maddeleri tuttuğu ve kara ile deniz arasındaki ekolojik bağlantıyı sağladığı son derece önemli alanlardır.

Ancak Aksu aynı zamanda Antalya'nın büyüme koridorlarından biri.

Turizm yatırımları...

Konutlar...

Seralar...

Yollar...

Altyapı...

Ticari alanlar...

Aynı toprak üzerinde çok fazla talep var. Bu taleplerin tamamının doğayla uyumlu biçimde yönetilmesi ise büyük önem taşıyor.

Aksu'nun geleceği, bu nedenle Antalya'nın geleceği açısından kritik.

Çünkü burada verilecek yanlış bir kararın etkisi yalnızca Aksu'yu değil, Antalya'nın genelini de etkileyebilir.

ANTALYA'NIN YENİ BETONLAŞMA BÖLGESİ: ÇAKIRLAR

Antalya'nın batı ve kuzeybatı aksında ise Çakırlar bulunuyor.

Çakırlar, Antalya'nın büyümesinin yeni cephelerinden biri hâline geldi.

Ancak burada yalnızca "Kaç konut yapılacak?" sorusunu sormak yeterli değil.

Asıl soru şu:

"Bu yapılaşma doğal su sistemini nasıl etkileyecek?"

Antalya Kent Konseyi'nin Çakırlar TOKİ alanıyla ilgili değerlendirmelerinde taşkın riski, zemin durumu, hidrojeolojik riskler ve altyapı başlıkları özellikle ele alınıyor. Yapıların yer seçiminin doğru yapılmaması hâlinde hem yeni konut alanı hem de mevcut yerleşimler açısından risklerin oluşabileceği belirtiliyor.

Bu uyarı küçümsenecek bir uyarı değil.

Çünkü şehir planlamasında yalnızca binanın yapılacağı yer değil, suyun geçeceği yer de planlanmak zorunda.

TOPRAK ALTINDAKİ SU DEPOSU: DÖŞEMEALTI

Antalya'nın kuzeyinde ise hikâyenin adı:

KIRKGÖZ.

Kırkgöz, Antalya'nın önemli karstik su kaynaklarından biri.

Jeoloji Mühendisleri Odası, Kırkgöz kaynaklarının yeraltındaki sistemi beslediğini ve toplam ortalama debinin yaklaşık 25 m³/s olduğunu belirtiyor.

Bu değer teorik olarak günde yaklaşık 2,16 milyar litre, yılda ise yaklaşık 788 milyar litre suya karşılık geliyor. Ancak söz konusu hesap, ortalama debinin yıl boyunca sabit kaldığı varsayımına dayanıyor. Gerçek su miktarı mevsimsel ve hidrolojik koşullara göre değişebiliyor.

Yani Kırkgöz sıradan bir su kaynağı değil.

KIRKGÖZ SU KAYNAKLARI TEHDİT ALTINDA

ANTALYA VALİLİĞİ SUDA TEMİZLİK ÇALIŞMASI BAŞLATTI

Antalya'nın önemli içme suyu kaynaklarından biri olan Kırkgöz su kaynaklarında, Antalya Valiliği koordinasyonunda yürütülen çalışmalar kapsamında su altı ve su üstü temizlik çalışmaları ile bilimsel incelemeler gerçekleştirildi.

Mavi Akdeniz Projesi kapsamında düzenlenen çalışmaya Antalya Büyükşehir Belediyesi ASAT Genel Müdürlüğü, Akdeniz Üniversitesi, Tarım ve Orman İl Müdürlüğü ile Döşemealtı Belediyesi iş birliğiyle katkı sağladı.

Akdeniz Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Gökoğlu, yapılan su altı incelemelerinde çok sayıda cam şişe, plastik atık ve farklı türde çöple karşılaştıklarını belirterek Kırkgözler'in Antalya'nın yaşam kaynaklarından biri olduğuna dikkat çekti.

Alanının kirletilmesinin doğrudan içme suyu kaynaklarını ve doğal ekosistemi olumsuz etkilediği ifade edilirken, Antalya'nın su kaynaklarının korunması amacıyla bilimsel izleme, çevresel farkındalık ve kurumlar arası iş birliğine dayalı çalışmaların önemi bir kez daha ortaya çıktı.

ANTALYA KAÇ HEKTAR SULAK ALAN KAYBETTİ?

İşte burada Antalya'nın önünde ciddi bir veri problemi bulunuyor.

Resmî belgelerde farklı yıllara ait farklı sulak alan sınıflandırmaları ve alan büyüklükleri kullanılıyor.

Örneğin geçmiş resmî çevre raporlarında Aksu Deltası 16.500 hektar büyüklüğünde bir sulak alan olarak listelenmişti.

Yamansaz ise çeşitli kaynaklarda yaklaşık 120 hektarlık tarihsel alan büyüklüğüyle ifade ediliyor.

Ancak bu rakamları toplayarak "Antalya şu kadar hektar sulak alanını kaybetti" demek bilimsel açıdan doğru değil.

Çünkü;

  • sulak alan sınırları değişti,

  • bazı alanların statüsü değişti,

  • bazı alanlar mevsimsel özellik taşıyor,

  • bazı resmî belgelerde farklı sınıflandırmalar kullanılıyor,

  • bazı eski veriler güncel sınırlarla birebir karşılaştırılamıyor.

Antalya'nın yapması gereken araştırma tam da burada başlıyor.

1950, 1970, 1985, 1990, 2000, 2010, 2020 ve 2026 yıllarına ait uydu görüntüleri aynı koordinat sisteminde karşılaştırılmalı.

Ve sonunda:

"ANTALYA'NIN KAYIP SULAK ALANLARI HARİTASI"

çıkarılmalı.

Kaç hektar kaybettik?

Bu soru artık tahminlerle değil, bilimsel ölçümlerle cevaplanmalı.

ANTALYA'NIN GÖRÜNMEYEN SU KAYBI

Sulak alan kaybının en büyük tehlikesi, kaybın hemen fark edilmemesi.

Bir sulak alan kuruduğunda şehir ertesi gün susuz kalmaz. Bu nedenle insanlar tehlikeyi hemen görmeyebilir.

Ancak doğal sistem yavaş yavaş zayıflar.

Su toprağa daha az sızar.

Yüzey akışı artabilir.

Taşkın riski büyüyebilir.

Kurak dönemlerde su stresi daha belirgin hâle gelebilir.

Yeraltı su sistemleri üzerindeki baskı artabilir.

Doğal yaşam alanları küçülür.

ANTALYA'NIN SUYU YERALTINDA

ASAT verilerine göre Antalya merkezdeki beş ilçenin içme ve kullanma suyunun çok büyük bölümü yeraltı suyu kuyuları ve kaynaklardan sağlanıyor.

Bu nedenle Antalya'nın su meselesini yalnızca barajlar veya yüzey suları üzerinden değerlendirmek yeterli değil.

Döşemealtı'nda yapılan bir plan,

Çakırlar'da açılan bir yol,

Aksu'da yapılan bir yatırım,

Yamansaz çevresindeki yapılaşma...

Bunların hiçbiri birbirinden bağımsız düşünülemez.

Hepsi aynı su sisteminin farklı parçalarıdır.

2030 ANTALYA'SINDA SU ÇOK DAHA DEĞERLİ OLACAK

2030'a geldiğimizde Antalya'nın nüfusunun bugünkünden daha yüksek olması kuvvetle muhtemel.

Ancak nüfus tahminlerini kesin gerçekler gibi sunmak doğru olmaz. TÜİK'in nüfus projeksiyonları; doğurganlık, ölümlülük ve göç gibi çeşitli değişkenleri dikkate alan senaryolardır.

Bu nedenle 2030-2045 dönemi için bakılması gereken tek gösterge nüfus değil, aynı zamanda:

Kişi başına kullanılabilir su miktarıdır.

Nüfus artabilir.

Turizm büyüyebilir.

Tarımın su ihtiyacı devam edebilir.

İklim daha sıcak, yağış rejimi ise daha düzensiz hâle gelebilir.

Buna karşılık su kaynakları sınırsız değil.

Antalya büyümeye devam ederken su havzaları aynı ölçüde korunamazsa;

  • içme suyu yatırımlarının maliyeti artabilir,

  • yeni su kaynaklarına duyulan ihtiyaç büyüyebilir,

  • yeraltı suyu üzerindeki baskı artabilir,

  • kurak dönemlerde su yönetimi zorlaşabilir,

  • tarım ile kent arasındaki su rekabeti büyüyebilir,

  • aşırı yağışlarda taşkın yönetimi daha önemli hâle gelebilir.

BUGÜNÜN İMAR KARARLARININ FATURASI ANTALYA'YA 2045'TE KESİLECEK

Bugün Antalya'da çocuk olanlar, yaklaşık 20 yıl sonra yetişkin olacak.

Bugün verilen imar kararlarının sonuçlarını onlar yaşayacak.

Eğer bugün sulak alanları korumazsak, su havzalarını yapılaşmaya açarsak, doğal dere yataklarını daraltırsak, tarım topraklarını sürekli küçültürsek ve yeraltı suyunu yalnızca tüketilecek bir kaynak olarak görürsek, 2045 Antalya'sında su yönetiminin çok daha maliyetli hâle gelmesi kaçınılmaz olacaktır.

ANTALYA 2045 İÇİN İKİ SENARYO

SENARYO 1 — BETONLAŞAN ANTALYA

Nüfus artıyor.

Yapılaşma sürüyor.

Doğal alanlar küçülüyor.

Su havzaları üzerindeki baskı artıyor.

Yeraltı suyu daha fazla kullanılıyor.

Kuraklık dönemleri uzuyor.

Aşırı yağışlarda taşkın riski artıyor.

Sonuç: Daha pahalı su, daha pahalı altyapı ve daha kırılgan bir şehir.

SENARYO 2 — SUYU KORUYAN ANTALYA

Yeni yapılaşma su havzaları dikkate alınarak planlanıyor.

Sulak alanlar mutlak biçimde korunuyor.

Kırkgöz ve diğer kaynakların beslenme havzaları güvence altına alınıyor.

Yağmur suyu kent içerisinde tutuluyor.

Geçirgen yüzeyler artırılıyor.

Dere yatakları korunuyor.

Tarım toprakları plansız yapılaşmadan korunuyor.

Arıtılmış atık su yeniden kullanılıyor.

Sonuç: Su krizine karşı daha dayanıklı bir Antalya.

ANTALYA'NIN 10 ACİL SU KARARI

Bu konuda çalışmalar yapan ve raporlar hazırlayan akademisyenlerin uyarılarından hareketle öne çıkan başlıklar şöyle:

  1. Antalya'nın tüm sulak alanlarının geçmişten bugüne envanteri çıkarılmalı.

  2. 1950-2026 yılları arasındaki sulak alan kaybı uydu görüntüleriyle ölçülmeli.

  3. Kırkgöz'ün bütün beslenme havzası korunmalı.

  4. Yamansaz'ın mevcut alanı kesin biçimde güvence altına alınmalı.

  5. Çakırlar'daki yeni yapılaşmalar hidrojeolojik açıdan yeniden değerlendirilmelidir.

  6. Aksu Deltası'nın doğal yapısı korunmalıdır.

  7. Doğal dere yatakları yapılaşmaya kapatılmalıdır.

  8. Kentte yağmur suyunu toprağa ulaştıracak geçirgen yüzeyler artırılmalıdır.

  9. Arıtılmış atık suyun tarım ve peyzajda yeniden kullanım oranı yükseltilmelidir.

  10. Antalya için 2045 hedefli bir "Su Güvenliği Master Planı" hazırlanmalıdır.

ARTIK ANTALYA'NIN BİR "SU ANAYASASI"NA İHTİYACI VAR

Antalya'nın yeni bir su yol haritasına ihtiyacı var.

Yalnızca belediyenin, DSİ'nin, ASAT'ın veya çevre kuruluşlarının hazırladığı parçalı çalışmalar değil; bütün Antalya'yı kapsayan ortak bir su güvenliği planı gerekiyor.

İmar kararlarından tarıma...

Turizmden sanayiye...

Ulaşımdan konut politikalarına...

Her kararın Antalya'nın su güvenliği üzerindeki etkisi dikkate alınmalı.

SONUÇ: ANTALYA'NIN KAYBETTİĞİ SADECE SULAK ALANLAR DEĞİL

Yamansaz'da kaybolan yalnızca sazlık değildi.

Aksu'da kaybolan yalnızca kuşların yaşam alanı değildi.

Çakırlar'da tehdit altında olan yalnızca boş araziler değil.

Döşemealtı'nda korunması gereken yalnızca Kırkgöz'ün suyu değil.

Tehlike tam da burada başlıyor.

Bugün bir sulak alanı kaybettiğimizde bunun bedelini hemen ödemiyoruz.

GELECEK NESİLLERİN SUYUNU TÜKETİYORUZ.

Önlem alınmazsa yarın;

  • daha pahalı su,

  • daha pahalı altyapı,

  • daha büyük taşkın riski,

  • daha fazla kuraklık baskısı,

  • daha yüksek tarımsal maliyet

ile karşı karşıya kalabiliriz.

40 YILDA NÜFUS YAKLAŞIK %250 ARTTI.

Peki suyumuz ne kadar azaldı?

Azaldığını biliyoruz; ancak ne kadar azaldığını bugün net olarak ortaya koyabilmiş değiliz.

Antalya'nın artık bilmesi gereken en önemli rakamlardan biri bu.

Çünkü kaybettiğimiz sulak alanların gerçek hesabını çıkaramazsak, gelecekte kaybedebileceğimiz suyun hesabını da yapamayız.

ANTALYA'NIN GELECEĞİ: SU MU, BETON MU?

Suyun geleceği, bugün vereceğimiz kararlarda şekillenecek.

AMAN DİKKAT!

Haberi Paylaş

İlginizi Çekebilir

ANTİAD ANTALYA MASASI'NDA ÜMİT UYSAL KONUŞTU İKTİSAT VE TARİH DERSİ VERDİ
Ticaret

ANTİAD ANTALYA MASASI'NDA ÜMİT UYSAL KONUŞTU İKTİSAT VE TARİH DERSİ VERDİANTİAD ANTALYA MASASI'NDA ÜMİT UYSAL KONUŞTU İKTİSAT VE TARİH DERSİ VERDİ

7 Ekim 2026
ATSO'DA EĞİTİMCİLERİN SORUNUNU ÇÖZERSE MEHMET KOÇAŞ ÇÖZER
Ticaret

ATSO'DA EĞİTİMCİLERİN SORUNUNU ÇÖZERSE MEHMET KOÇAŞ ÇÖZERATSO'DA EĞİTİMCİLERİN SORUNUNU ÇÖZERSE MEHMET KOÇAŞ ÇÖZER

7 Ekim 2026
GİSİAD BERKAY BAHAR'I ALKIŞLADI İŞTE LİDER DURUŞU: “ALKIŞ VE TEVAZU”
Ticaret

GİSİAD BERKAY BAHAR'I ALKIŞLADI İŞTE LİDER DURUŞU: “ALKIŞ VE TEVAZU”GİSİAD BERKAY BAHAR'I ALKIŞLADI İŞTE LİDER DURUŞU: “ALKIŞ VE TEVAZU”

GİSİAD Antalya Genel Kurulu'nda Cahit Urfan oy birliğiyle başkan seçilirken, programa özel davetli olarak katılan ATSO Başkan Adayı Berkay Bahar salondan yoğun alkış aldı. Bahar, kendisine gösterilen ilgiye elini göğsüne koyarak mütevazı bir şekilde karşılık verdi.GİSİAD Antalya Genel Kurulu'nda Cahit Urfan oy birliğiyle başkan seçilirken, programa özel davetli olarak katılan ATSO Başkan Adayı Berkay Bahar salondan yoğun alkış aldı. Bahar, kendisine gösterilen ilgiye elini göğsüne koyarak mütevazı bir şekilde karşılık verdi.
3 Ekim 2026